Şimdi The Empire Strikes Back ile yoluma devam ediyorum. Parçaları dizmeye başladım bile :).
21 Mayıs 2011 Cumartesi
One finished, two to go!
“Sonunda bitti!” diyeceğim ama zaten yaklaşık bir ay kadar önce bitmişti A New Hope film afişinin posteri. Evdeki yapıştırıcı, 7 ay beklemeye dayanamayıp yalan olduğu için yeni bir yapıştırıcı ile biten puzzle’ı koruma altına aldım. Puzzle yapmanın en keyifli anı kesinlikle bitmiş bir puzzle’ın üzerine yapıştırıcının uygulandığı an bence. Yapıştırıcıyı puzzle üzerine yayıp, bir fincan kahve eşliğinde kurumasını beklemek, puzzle yapılırken yıpranan tüm sinirleri tekrar onarıyor.
Bitmiş puzzle’ın işi tabi puzzle fix ile sona ermiyor. Parçaların kendi aralarında yapıştıklarına emin olduktan sonra, çerçeveletmeye götürürken ya da çerçeveci kendi işini yaparken (ki bu ayrı bir yazının konusu olacak) bir kazaya kurban gitmemek için, ön yüzüne yapıştırıcı uyguladığınız puzzle’ı kuruyunca dikkatlice tersyüz edip, arkasından koli bandı ile de şerit şerit yapıştırmakta fayda var. Koli bandı ile de arkadan desteklenen puzzle, artık benim diyen fırtınaya bile dayanır hale geliyor. “Amma abarttın, altı üstü bir çerçeveciye götüreceğiz be adam!” diyebilirsiniz ama benim gibi çerçeveci ile eviniz arasında dünyalar varsa, bu söylediklerimi mutlaka dikkate alın derim :).
Şimdi The Empire Strikes Back ile yoluma devam ediyorum. Parçaları dizmeye başladım bile :).
Şimdi The Empire Strikes Back ile yoluma devam ediyorum. Parçaları dizmeye başladım bile :).
13 Nisan 2011 Çarşamba
parça buldum sevinci
Saç baş yolduran bir puzzle parçasını bulmanın verdiği keyif ve sevinci çok az şey verebilir bu dünyada bir insana. Hele ki bu parçayı çok alakasız zamanlarda "cuk" diye yerine yerleştirirsen ilk cümlede bahsi geçen keyif on misli olur. Alakasız zamanlardan kastım, diş fırçalarken ya da telefonla konuşurken olduğu gibi puzzle'a yoğunlaşmadığın sadece kenarından köşesinden geçerken "dur la şu parça da şuraya olur mu acaba?" dediğin anlar. İşte o anlarda kayıp bir kısmın parçasını buluyorsan, 90+3'de gol atmış gibi seviniyorsun. Sonra gelsin keyif çayı, kahvesi... o kadar tatmin oluyor ki insan zannedersin ki Excalibur'u kayadan çıkardın. :)
Sırf bu duyguyu tatmak için bile puzzle yapmak lazım bu hayatta. :)
Sırf bu duyguyu tatmak için bile puzzle yapmak lazım bu hayatta. :)
10 Nisan 2011 Pazar
sorun bende değil, sorun yasaklarda
Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba!
Bu kadar uzun bir ara vermek zorunda kalmak, yazma eylemi açısından hoş bir şey değil. Ama şunu söylemem gerekir ki bu sefer suç bende değil. Suç interneti yasaklar ülkesine döndüren sistemin kendisinde. Pire için yorgan yakmaktan sakınmayan düşüncedeki insanlar, tüm blogger alemine yasak koyunca ben de uzun bir süreden beri hesabıma giremedim.
Ama şimdi DNS ayarlarını değiştirmemle beraber tekrar karşınızdayım! :) Yasak halen devam ediyor, o ayrı...
Şimdi haklı olarak soracaksınız, bu kadar uzun sürenin ardından A New Hope film afişinin puzzle'ını bitirebildim mi? Hayır ne yazık ki bitiremedim. Ama epeyce bir yol kattettim :) Son bir kaç haftadan beri oldukça yoğun olmam nedeni ile sadece haftasonları, o da pazar günleri, vakit ayırıp başına oturabildim. Sonuçta geldiğim noktayı aşağıda görebiliyorsunuz. Arka planda yer alan Darth Vader'ı en sona bırakmak akıl sağlığı açısından en iyisiydi.
Umut ediyorum ki önümüzdeki bir kaç hafta sürecinde bu puzzle'ı bitirmiş olacağım.
Güç hepimizle olsun! :)
p.s: 19 haziran iron maiden!
| gelinen nokta umut vadediyor |
20 Şubat 2011 Pazar
İlk Puzzle: Star Wars Classic Trilogy
Geçtiğimiz haftalarda uzun zamandan beri aklımda olan bir şeyi yaptım tamamen spontan bir şekilde. Bir D&R mağzasında yine olağan gezintilerimden bir tanesini icra ederken, puzzle reyonunda tek kalmış olan Educa’nın Star Wars Classic Trilogy ürünü ile göz göze geldim ve beynimde oluşan bir anlık kıvılcım sonrasında kendimi elimde kocaman bir kutu ile kasada buldum :).
Bu, blog’un ilk puzzle’ı olduğuna göre, detaya inmeden önce işe biraz genel bilgiler vererek başlamak daha iyi olacaktır sanırım. Herkesin kendine göre bir yöntemi vardır muhakkak, ben de burada puzzle’dan bağımsız olarak, puzzle yaparken uyguladığım yöntemlerden bahsedeceğim.
Öncelikle puzzle’a başlamadan önce mutlaka bir puzzle halısı alın. Bu hem bitmemiş puzzle’ınızı taşımanızda hem de puzzle bittikten sonra yapıştırma işlemlerinde çok büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca bu halılarda yer alan, önceden belirtilmiş sınırlar, kenar ve köşe parçaları yerleştirirken inanılmaz yardımcı oluyorlar.
Puzzle halısını temin ettikten sonra, puzzle’ı hangi düzlem üzerinde yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Olanca alternatif içinde puzzle yapmak için en güzel mekan bana göre büyük bir masanın üstüdür. Yerde puzzle yapmak düşünülenin aksine çok da ergonomik bir durum değil. Bu yüzden evde varsa bir masanızı (tercihen çok kullanılmayan) bu iş için rezerve edin ve mümkünse yanına kimseyi yaklaştırmayın :)
Puzzle yapmaya başlamadan önce (kolları sıvamadan önce diyelim :)) resmin bütününe iyice konsantre olup, yolunuzu çizmeniz bana göre önemli bir ayrıntı. Sonuçta puzzle’ı açıp parçaları dizerken bunun çok faydasını görüyorsunuz. Bir başka deyişle, hemen parçalarla haşır neşir olmadan, kutu üzerindeki resme iyice odaklanın ve kendinize bir yol haritası çıkarın (...evet puzzle yapmak ciddi bir iştir :P).
Resmi güzelce inceledikten sonra, sırada parçaları dizmek var. Bir poşet içerisinde bulunan 1000 adet parçayı, adeta Star Wars’daki bir droid orduları gibi muntazam bir şekilde dizmek, parça ararken işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Bu aşamada bazıları renk ayrımına da gidiyor, ama ben hiç bir zaman ilk dizmede renk ayrımı yapmamışımdır. Bence renk ayrımı sonraki aşamalarda, dizilen parçalar arasından yapmak çok daha kolay ve verimli. Parçaları dizerken dikkat edilmesi gereken tek nokta, kenar ve köşe parçalarını (bir veya iki kenarı düz olan parçalar) gözden kaçırmamak, çünkü puzzle’ın temelini onlar oluşturacak. Kenar parçalarından ziyade köşe parçalarına daha bir özen göstermeniz gerekiyor çünkü işe ilk başlayacağınız parçalar onlar olacak :).
| Tanıştırayım Köşe ve kenar parçaları |
| Droid orduları derken bunu kastettim |
12 Şubat 2011 Cumartesi
Merhaba! :)
Güya yeni yılın ilk günlerinde bu blog'un açılışını yapacaktım ama biraz üşenme biraz da yoğunluk sebebi ile bu satırları yazmam Şubat ayının ortalarını buldu. Neyse geç olsun da güç olmasın diyelim (bu deyimi hep Yoda'nın ağzından duymak istemişimdir aslında :)).
Girişi yaptıktan sonra devamında bu sayfanın neler içereceğini ve neden var olduğunu açıklamaya çalışacağım bir kaç cümle ile. Öncelikle blog başlığından da anlaşılacağı gibi bu sitenin ana konusu puzzle olacak. Bir puzzle hakında ne kadar şey yazabilirsin ki dediğinizi duyar gibiyim. Bu konuda benim de çok bir fikrim yok açıkcası. Bunu zaman ile göreceğiz. Burada yapmak istediğim şey, üzerinde çalıştığım puzzle'larda olaya nasıl başlayıp, hangi yoldan devam ettiğimi size aktarmak. Şimdi bu sözleri de söyledim ama beni bir puzzle gurusu olarak da görmenizi istemem. Şu zamana kadar çok puzzle yapmışlığım var ama kendi başıma bir puzzle'ı baştan sona bitirmişliğim yok. O yüzden burada bir "beraber öğrenme süreci" dediğimiz şeyi yaşayacağız :).
Puzzle hobisinin yanı sıra burada müzik, kitap, sinema gibi her blogun olmazsa olmazlarına da yer vermeye çalışacağım, üşenmezsem eğer tabi.
Sanırım blogun ilk kaydı için yeterli uzunlukta bir yazı oldu. Devamında görüşmek üzere.. :)
P.S: 2011'in ilk puzzle'ı Educa'dan STAR WARS CLASSIC TRILOGY 14090
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
